12 Ağustos 2008 Salı

Özledim

Asuman Hanım'ın yıldönümü yazısına ailemi çok özlediğimi yazmıştım. Sonra düşündüm, kimi neden özlediğimi, aklıma gelen birkaç şeyi yazmak istedim.

Komşularımdan başlarsam;

Nadya’nın maillerini dilbilgisi açısından kontrol etmeyi,
Dilek’in hararetli basın aramalarını, hatta bu aramalar sırasında aradığı kişiyi bağlamayan asistanlarla “hanımefendi, vıdı vıdı” şeklinde bir yandan kibar ama bir yandan da dövercesine kavga etmesini,
Sebiha’nın sabahları uykusuz işe gelmelerini ve ondan Kerem’in hikayelerini dinlemeyi,
Senem’in tatlı sipariş etme organizasyonunu,
Serpil’in koridoru hızlı hızlı gelip pat diye kendini sandalyesine atmasını, sonra çalan telefonu açıp Nazlı ile keyifli tartışmalarını,
Eray’ın karnıma ellemesini (Eraycım, içeride bir tane daha Beren varmış gibi bir durumdayım, ellemeye devam edebilirsin:),
Nazlı’nın prensesler kadar kibar yemek yeyişini,
Eda’nın annelik tavsiyelerini,
Burcu’nun “trendy”liğini,
Feyza ile sağlık sohbetleri yapmayı,
Umut’un Mc Donalds yiyen var mı diyerek bizi kışkırtmalarını ve akşam ofiste sadece ikimiz kaldığında "Yasemin kaçta çıkıyorsun?" deyişlerini, ofisi kendisi kilitlemesin diye apar topar hazırlanmasını ve bana yetişmesini,
Nevra’nın türkülerini dinlemeyi ve ofiste yaşadığımız birçok olayı bir film repliğine bağlayabilme yeteneğini,
Leylan’dan PN haberlerini almayı ve birlikte e-ihalelere katılmayı,
Asuman Hanım’a akıl danışmayı,
Gaspar’ın mutfakta başını dizime koymasını,
Figen’in yüzüne çok yakışan kahkahasını,
Aslı’nın göbeğine başkasının göbeğiymiş gibi davranıp, bir türlü barışmamasını,
Handan Hanım’la yaptığımız duygusal sohbetleri,
Esra’nın kibarlığını,
Behiye Abla ile mutfak sohbetlerini,
Melike Hanım’dan birşey istendiği zaman o işi çarçabuk ve büyük bir titizlikle yapmasını,
Özlem’in muhasebe departmanının hareket hızı ve telaşesine karşın takındığı sakin tavrını,
Alican’ın partilerde tabak tabak yemek yemesini ve uzun uzun açıklamalarını(!),
Sato’nun gelin adayı hikayelerini dinlemeyi,
Sait Bey’le HP yolculuklarını,
Sevinç’in her yerden duyulan ve bol bol attığı kahkahalarını,
Osman Bey’in odasında yaptığı heyecanlı proje çizimlerini,
Nesli’nin 1 senedir bu şirkette olmasına rağmen Gaspar her havladığında irkilmesini,
Cemal’le çalışmayı (herşeyi tek tek anlatarak:)
Apo Bey’in nereden bulduğunu bilmediğim ama devamlı bulup bulup bana getirdiği soyulmamış, toprağı üzerinde turp ikramlarını,
Ayrıca Osman Bey ve Cemal’le yaptığımız akşam kakara kikirilerini, hatta bu sohbete bize kuruyemiş getiren Apo Bey’in de dahil olarak renk katmasını,

çok ama çok özledim...

Umarım unuttuğum bir kişi kalmamıştır. Bunları yazarken zorlanmadım desem yalan olur, çünkü herkes için yazacağım o kadar çok şey vardı ki, hangisini yazacağım konusunda tereddütte kaldım.

Ailemizin yeni üyeleriyle birlikte paylaşımlarımızın katlanarak artması dileğimle...

8 yorum:

Leylan dedi ki...

Bundan sonra sırayla herkesi bir yerlere göndermeliyiz! Uzakta olanlar özlemle klavyeye sarılıp sık sık ve uzun uzun bloga yazıyor ve bu da beni mest ediyor!
Harika yazmışsın Yaso'cum! Biz de senin güzel gülen yüzünü özledik!

dilek dedi ki...

unuttuğumuz birşey olduğu zaman bunu kesin yaso bilir deyişlerimizi, gülerken kıpkırmızı olmanı, "ama apo bey" diyişini, kısacası biz de seni çok özledik yasocum...

Nevra dedi ki...

en cok telefon fihristi olarak kullandıgımız hafızanı özledim :)

asuman dedi ki...

Bitmez tükenmez sorularını ve hiç bir detayı unutmayan hafızanı da özledik Yasocum:)

serpil dedi ki...

biz de seni çok özledik yasocum. kendine has kahkahanı, nevranin dediği gibi hayrete düşüren hafızanı, pamuk prenses halini... yaso gitti ama berenin annesi gelsin istiyoruz. bereni de al gel, ikinizi de özledik...

ozii dedi ki...

Biz seni ne kadar özledik ,birde bize sor :(((

orwen dedi ki...

fazla söze ne hacet, özledik... :)

sevinc dedi ki...

ne guzel yazmissin yasoooo:)

hepinizi simdiden ozledim....