2 Nisan 2008 Çarşamba

Kum, Ateş, Cam, Arkadaşlık, Paylaşmak

Merhaba Arkadaşlar,
Gecikmeli de olsa, Cam Ocağı maceralarımızı Marjinal Club okuyucularıyla paylaşmak bana düştü:) Geçtiğimiz haftalarda bir pazar günü Riva Deresi kıyısında bulunan, yeşillikler içinde, sessiz ve sakin Cam Ocağı Vakfı'nın yolunu tuttuk. Eşli, çocuklu, kardeşli, kuzenli, arkadaşlı... cümbür cemaat keyifli bir gün geçirdik.
Neler mi yaptık?
Kadıköy'de buluşup Vakfın sunduğu servis hizmetiyle tıngır mıngır Beykoz yollarını tuttuk. Yolda giderken inek, at, martı ve leylekleri görüp, hayatımızda hiç görmemiş gibi hayretle camlara yapıştık. Şehrin içinde her şeyden habersiz yaşadığımızdan doğaya çıkınca kendimizi kaybettik:) Yolculuk Efe'nin ilginç soruları ve tepetaklak video çekimi ile geçti benim açımdan. Spider Efe ve Spider Sefer'in yaptıkları SpiderMan hareketi de, kahkahalarımız içinde unutulmaz bir an oldu.
Cam Ocağı Vakfı'na vardığımızda yolculuk yorsa da doğanın vermiş olduğu enerji ile yeniden kendimize geldik. Nadya ve Edoşlarla orada buluştuk. Asya'cığı annesi getirmediği için biraz üzüldük tabii :(
Sunumun ardından direkt olaya giriştik. Fotoğraflardan da göreceğiniz gibi camı önce çizdik sonra kestik ve en sonunda şekil verdik. Ridade ve Eray'ın ilginç figürleri, Sefer Enişte'nin Beşiktaş tutkusu, Nazlı Gelin'in sistematik şekilleri, Yasemin'in düzgün kareleri, Nevra ve annesinin ortaklaşa çalışmaları ve Efe'ciğimin İpek aşkını cama dökmesi sizlerle paylaşabildiklerimin bazısı...
Riva deresi kıyısında yemek yedikten sonra bahçede bulunan camdan sanat eserleri önünde fotoğraf çektirdik. Sonra doğruuu boncuk atölyesine! Teknik açıdan karmaşık ve beceri gerektirse de bir defa yapınca bir daha yapmak istedik. Çıkışta da boncuklarımız bizlere hediyeydi. Mutlu olduk...

Beden Perküsyonu için toplandığımızda "biz ne yapıyoruz?" dedim ama tadına doyulmaz bir maceraydı. Eğitmen Tuğay bey, "beden perküsyonu"nu şöyle tanımlıyor; eller, ayaklar ve tüm bedenin bir vurmalı enstrüman olarak kullanıldığı eski ve özel bir alan... Bummm bum bummshak... Çok ısrar ederseniz belki sizin için bir gösteri yapabiliriz:)
Yaptığımız sanat eserlerini topluca ofise gelmesini istemistik. Aradan yaklaşık bir hafta geçince sabırsızlandık ve günlerden bir gün koca bir paket geldi... Paketi açışımızı ve birbirimize nasıl gösterdiğimizi görmeliydiniz. Harikaydı:)

Efe&Nazlı ve Serpil&Sefer dörtlüsünden bir futbol takımı çıkar mı? Çıkar:)
Elini camdan kesen, ateşten yakan olmadı mı? Oldu:)
Herkes eğlendi mi? Evettt ;0)

Unutmadan, kolajlar powered by !Nesli!.
Teşekkürler Nesli'cim.

Sevgiyle,
Serpil

7 yorum:

Leylan dedi ki...

Ellerine sağlık Serpil'cim! Hem detaylı hem de keyifli bir paylaşım olmuş... Blog ödülüne aday olman için bir kategori yaratacağım mutlaka! :))

dilek dedi ki...

valla bu yazıyı okuyunca gelmeyenler uzulmus olsa gerek. sekil bir a ben :))) cok guzel yazmıssın, kalemine saglik.

Nevra dedi ki...

Bu arada beden perküsyonu (KEKEÇA: Kendi kendini çalma)konusunda eylemlerimiz devam edecektir. Çalışmalarımıza Tugay Bey'in Galata'daki atölyesi'nde devam etmeyi düşünüyoruz... Üzülmeyin, ona katılabilirsiniz.

Yaso dedi ki...

Her ne kadar öncesinde Feyza ve Ridade'den referans almış olsam da, geziye çıkmadan önce keyif alacak mıyız, herkes beğenecek mi, saçma bir aktivite mi olacak vb gibi kaygılarım vardı. Ancak gittiğimizde gerçekten çok iyi hissettim, yaptığımız cam aktivitelerinin yanında doğa ile bu kadar iç içe olmak, dere kenarında yemek yemek çok güzeldi, 4-5 saatliğine de olsa şehrin karmaşasının dışındaydık...

Serpil zaten süper aktarmış, keşke daha da kalabalık olabilseydik:(

asuman dedi ki...

kıskandık:(
ve bir daha marjinalclub etkinliğini kaçırmamak için gayret sarfetmeye karar verdik!

Senem dedi ki...

kıskanmak ne demek...çatladık patladık :(((

handans dedi ki...

Serpilcim, okuması bile çok keyifli, hele böyle fotokolajlarla da tamamlanınca... İmrendik gerçekten, ne iyi ettin de paylaştın, sağol :)