17 Ekim 2007 Çarşamba

Leyla ya da Leylan ya da .... ?

Yıllardır adımdan yana dertliyim. Yanlış anlaşılmasın, aslında ismimi çok severim ama bugüne kadar tek seferde doğru anlayana rastlamadım. Telefonda duyanlar Leyla, yazılı görenler Ceylan der bana. Doğrusunu söylemeleri birkaç tekrar gerektirir.
Konuşmalar istisnasız şöyle gelişir:
- Leyla hanım?
- Hayır Leylan...
- Pardon?
- Leylan.. Leyla'nın sonunda Niğde'nin n'si var...
- Hımmm.. Çok değişik. Peki ne demek?
- Gece gelen
- Gece mi doğmuşsunuz?
- Hayır, sabah. Annemin babaannesinin adı. Oradan geliyor.

Bugünlerde isim konum yine gündemde çünkü aramıza yeni katılan bir arkadaşımızın adı Leyla!
Başıma gelecekleri bildiğimden, daha o gelmeden duruma el koyup Marjinal içinde ikinci isminin kullanılması yönünde girişimde bulundum. Hatta Tezel bey'i yaptırdığım değişikliklerle bezdirdim. Ama sonuçta Leyla'yı, cebren ve hile ile yaptım Evin! Lütfen ona Leyla demeyin...

Onun adı artık Evin... E -VİN! :)

16 Ekim 2007 Salı

Bu da İş Çıkışı Saatine Sone :))

penceremden gün kan ağlayarak yerini geceye bırakmaya hazırlanıyor.. istanbul sanki el değmemiş bir genç kız gibi masum, bir o kadar da mahzun karşımda duruyor.. birazdan karışacağız onun sessiz telaşına.. sürüklenerek yol alacağız keşmekeşinde.. hayatın içinde yaptığımız gibi..
e o zaman sıradaki parçamız yola çıkanlara gelsin.. kaf dağının ardına varanlarla bir arpa boyu yol alamayanlara..

"göçler unutulmaz"

İçinde kavimler yer değiştirdiğinde, çöllerinden havalanan kum tanecikleri yüreğini örttüğünde, bir damla suya muhtaç olduğunu ne zaman anlasan, göçlerini hatırlarsın. İçinden geçen kervanlar hanlarında kah konaklamış kah konaklamamışsa, onlar misafirin olduğunda testilerinden kan kırmızısı şarapları sunmadıysan, yükte hafif pahada ağır suçlulukların anımsatır sana göçüp gidenleri.. Göçüp gidişlerini.. Göçler unutulmaz çünkü her biri bir kafiledir içinde, birlikte yol aldığın.. Kum fırtınaları yüreğine estiğinde, sığınacak bir çadırdır attığın her adım.. Akıp gitmektir senin görevin bu hayattan.. Geçip gitmek, göçüp gitmektir yeri geldiğinde bu diyarlardan..

15 Ekim 2007 Pazartesi

Mutlu Bayramlar!


Herkese merhaba! Bu bizim bayramdaki ekartımız. Bu kartları her bayramda seyranda ben yapıyorum. Basit gözükse de, yapmak oohoooo çok uzun sürüyor; yemek sadece 1 dk. Olsun. Afiyet olsun.

Kartı açmak için resme ya da buraya tık tık tık ...

Gördüm ki Geç Kalmışım... :(

Bugün benden sonra ekibimize katılan Aslı'nın duygusal, hoş iletisini okuyup birkaç saniye ekrana bakakaldıktan sonra, 1,5 aydır blogumuzda hiçbir paylaşımım olmadığını farkettim.. Ben de hiç olmazsa bir şiirle bloga ve sizlere merhaba demek istiyorum... Çok sevdiğim bir şiirdir kendisi :)

Dudak Payı

Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

Sunay Akın

Sonbaharın Gelişine Sone

Efendim Marjinal dünyasına gelişimi sonbaharın gelişi etkinlikleri çerçevesinde kutlamak, bu vesile ile de tozlu raflarımdan bir adet güz renklerinde yazıyı kuru yaprak misali orta yere dökmek istedim.
Herkese yazının adı ve içeriğiyle tezat, bol neşeli günler dilerim:))

"Sizin için özel olarak dikilmiş, her dikişi vücudunuzun kıvrımlarına göre atılmış bir elbisedir hüzün. Ne zaman birilerine bir şeylere güvenirsiniz, ne zaman ki şeffaf olmak şeffaf kalmak istersiniz birinin karşısında, güvenir atarsınız üzerinizdeki sizi örten her şeyi hesapsızca, hayata merhaba dediginiz o ilk andaki gibi kalır ruhunuz da bedeniniz de, işte o an geçiriverir hayat size özel bu elbiseyi sırtınıza. Zamanla sizi sardıkça sarar, nefes aldırmaz olur teninize, yüreğinize.. Çıkartmak istersiniz, başaramazsınız.. Kesip atmak istersiniz, makas işlemez ona.. Saklamak istersiniz yeni yeni sevinçler altına, barındırmaz üzerinde ikinci bir örtü.. bir bakmışsınız kayıp gitmiş o sonradan giydikleriniz üzerinden bir bir.. rengarenk aksesuarlarla süsleyeyim onu bari dersiniz, uymaz rengi hiçbirinin rengine.. sonra aynaya bakarsınız, en iyisi alışayım onun varlığına diye.. göremezsiniz onu üzerinizde.. sadece canınızı acıtan sert iplikli dikişlerinin ve kalın kumaşının hissi kalır teninizde.. sonsuza dek hissedeceğiniz.."

11 Ekim 2007 Perşembe

Herkese iyi bayramlarrrrrrrrrrrrrr:)

İyi Bayramlar!

Osman ve Mert'in hazırladığı, artık bir Marjinal klasiği haline gelen kutlama mesajımızı e-bülten ve e-posta yoluyla gönderdik; kim kaç şeker yakaladı saydık; bize gönderilen nazik çikolata ve badem ezmelerini midelere indirdik; bir kaçımızı yola gönderdik; son işleri toparladık... Artık bayrama hazırız.
Hepinize sağlıklı, huzurlu, keyifli ve tahminlere bakılırsa bol yağmurlu bir bayram tatili dileriz. :)

4 Ekim 2007 Perşembe

İleti :)




From: Cemal Ozken
Sent: Thursday, October 04, 2007 1:09 PM
To: Osman Bayrak; Marjinal Ekip
Subject: Re:

bende bi torba un ve bi torba patates var serpil’e iletilecek. isim var, gecerken uğrayiver bana.


From: Osman Bayrak
Sent: Thursday, October 04, 2007 12:42 PM
To: Marjinal Ekip
Subject:

Arkadaşlar saat 14.00 civari cebite gidiyorum.
Götürülecek yapılacak vs. Birşey varsa bana iletebilirsiniz.



2 Ekim 2007 Salı

Cümle Alem CeBIT'te!

CeBIT'teki arkadaşlara ve teknoloji dostlarımıza buradan seslenmek istiyorum.
Bugün ofisimiz pek bir sessiz kaldı. Feyza'nın şarkıları da olmasa halimiz nice olur. Kendinize dikkat edin ve koşturduktan sonra terli terli su içmeyin. Su içtikten sonra da hemen koşmayın, o zaman karnınızdan komik, lıkırtılı sesler gelebilir:)

Sevgiler,
Burcu

1 Ekim 2007 Pazartesi

Takipteyiz!!!


Sevgili blog yazarlarımız, huu huuu sizlere sesleniyorum! Basın'dan blogumuz ile ilgili yorumları almaya basladım. Takipteyiz, bilginize :))))))))