9 Mart 2012 Cuma

Hoş geldin Sinan bebek!


Eyüp Sabri Tuncer Ürün Müdürü Ayşe Demir’in tatlı bebeği Sinan Demir geçtiğimiz günlerde aramıza katıldı. Marjinal ailesi olarak tebrik eder, sağlık ve mutluluk dolu bir ömür dileriz.

8 Mart 2012 Perşembe

Kadın Emekçiler Günü ve Femen



Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 8 Mart 1857’de ABD’de greve giden dokuma işçisi kadınların ve 8 Mart 1917’de Şubat Devrimi'nin kıvılcımını çakan Petrogradlı dokuma işçisi kadınların anısına kutlanıyor.

New York’ta 40 bin yiğit kadın
8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçinin fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak can vermişti.





Bugün Femen isimli Ukraynalı Kadın Hakları Savunucuları Ayasofya'da bir eylem yaptı. Eylem beklendiği gibi F Tipi polis şiddeti ve tartaklanmayla son buldu. Cesaretlerini, özgüvenlerini can-ı gönülden tebrik ediyor, biz kadınlar için yaptıkları tüm eylemler için sonsuz teşekkür ediyor ve davalarını sonuna kadar destekliyorum. Keşke hepimiz onlar kadar cesur olabilseydik...

Feminizm herkes içindir! Kadın ve erkek birlikte özgürleşecek... Savaşımız erkeklerle değil, erkek egemen sistemle!

Son olarak da ekofeminizm ve vejetaryenlik üzerine bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.

http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=55&dyid=1595&yazi=Ekofeminizm+ve+Hayvan+Yeme#.T1fibLq9Zws.facebook

7 Mart 2012 Çarşamba

İnsanlık Suçlarında Zaman Aşımı Olmaz!

Gül yüzlü sevdiğim nemden incindin
Araya söz katan eldir efendim
Kul oldum kapına mürvete geldim
Göster cemalini güldür efendim


Dostun hünerleri gerçekler canı
Muhammet Ali'yle açtık dükkanı
Bahası biçilmez gerçek sultanı
O da bu asırda kuldur efendim


Kulun işi daim günah işlemek
Adettir fidanı kesip aşlamak
Bir mürvete yüz bin kan bağışlamak
Ta ezelden kadim yoldur efendim


Kaynak: Ali Ekber Çiçek
Yöre Erzincan

Modern kadının çilesi...

6 Mart 2012 Salı

Marjinal Grafikte Pozitif Ayrımcılık


Grafik bölümünde bütün erkekler toplanmış, bunları görüp soranlara "biz pozitif ayrımcı" olduk diyorlar. "Pozitif ayrımcılık ne ki?" diye sorduğumuzda da " iyi bi şey, artık böyle iyiyiz" deyip geyiğe dönüyorlar. Biri ayak parmaklarını kaşırken diğeri hatun muhabbeti yapıyor, arkadaşlar ayıp oluyor diyene de "hişşşt, akıllı ol, pozitif ol" diyorlar.

5 Mart 2012 Pazartesi

Bir Yıl ve Bir Yazın Ardından...








Karlı bir kışın ardından az da olsa güneş açtı İstanbul’da nihayet. Şimdi ençok Nazlito mutludur eminim. Hatta belki yeni oturma düzenine göre yine cam kenarındadır da keyfini çıkarıyordur. Leylan Hanım, Yaso, Eray ve Deniz başta olmak üzere bahara yaklaşılan şu günlerde tüm ekibin keyfi daha da yerine gelmiştir. Doğum ne zaman acaba? Düğün oldu mu yoksa Leylan Hanımcım? Blog içinde bir haber olmadığına göre kızımız halen doğmadı ve düğün de olmamış demektir değil mi?. Ama hamilelik fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmemişsindir değil mi Eraycım. Bloga koysan da ben de görsem! Güneş ve bahar güzel aileme yeni güzellikler getirir inşallah…


Uzuuuuuunnnnn zamandır birşey yazamadım ama her akşam kafamda şöyle yazarım böyle yazarım diye kurarak uyudum. Birşeyi hayal etmek ve hayaliyle yaşamak da bazen insanı mutlu ediyormuş gerçekten.


Burada koca bir yaz geçti ama Avustralya tarihinde bir ilki daha yaşadı ve yaz olmadı. Zaten biz geldiğimizden beri (15 Şubat’ta bir yıl oldu) Avustralya tarihinde yaşamadığı ilkleri, hiç yaşamadığı kadar çok yaşadı. Bol yağmurlu, selli sulu bir yaz geçirdik. Hatta yarın bile bir bölgede nehrin taşması bekleniyor ve 100 kadar ev boşaltıldı. Bir sene öncesine kadar burada susuzluk yüzünden kıtlık olacak denirken şimdi de sellerden insan kalmayacak!


Yeni yıl öncesinde annem (kayınvalidem) gelmişti. Üç ay kalacaktı ama bir ay sonra birden annesi yani anneannemiz rahatsızlandı ve bir hafta bile sürmeden malesef vefat etti. Tabi bu şok üzerine Kutlay ve annem bir günde ayarlanan biletle İstanbul’a gittiler. Kerem bu ani durumu uzun süre kabullenemediL. Bunun üstüne bir haber de Porter Novelli’den geldi ki inanılmaz; genel müdür işten ayrılmış( Ya da belki de işten çıkarıldı…Bu kısmı çok gizli….Neyse Kutlay bir hafta bile olmadan döndü ve önceden planlanmış olan Perth seyahatine gitti. Kerem’in okulu açıldı. Yine Avustralya tarihinde ilk defa, okul açıldıktan 3 hafta sonra düzene girebildi. Düzen ne demek? Burada her yıl sonunda, bir sonraki sene yine aynı okula geleceğiz ya da gelmeyeceğiz diye bir dilekçe veriyoruz. Geleceğiz diyenlerin yanısıra çok miktarda yeni öğrenci de gelince sınıf ve öğretmen yetersizliği oluştu. Şimdi bizim okulda 5 tane sınıfta 2 sınıf birden aynı anda ders görüyor ve tek öğretmen ile. Yani bizim köy okullarında olduğu gibi birinci ve ikinci sınıf ya da ikinci ile üçüncü sınıf bir arada. Tek farkı toplam sayı 30! Neyse ki biz normal bir sınıftayız. Kutlay 3 haftalık seyahatinden döndü ve o da okula başladı tekrar. Ben artık Porter Novelli dışında yerlere de başvurdum. Bu hafta üst düzey çalışanlara dil eğitimi veren ve sonrasında da onlara staj ayarlayan bir kurumda staja başladım. Yeni bir alternatif oluşana kadar burada devam edeceğim.


İşte böyle bir yaz geldi ve geçti….. Kerem’in sınıf arkadaşlarından seçtiğim çocuklarla oyun günleri planlıyorum, annelerini de davet ediyorum tabi. Niye zahmete giriyorum diye şaşırıp duruyorlar. Tabi ben, çocuğumu size göndermek istemiyorum çünkü eviniz maalesef çok pis, ya da, o kadar rahatsınız ki acaba çocuklara bişey olabilir mi diye tedirgin oluyorum, diyemiyorum. Sadece kek, kurabiye hazırladım, hadi bugün çaya gelin çocuklarla diyorum, onlar da geliyor. Hem çocuklar oynuyor hem biz sohbet etmiş oluyoruz. Diğer boş kalan vakitlerimde okul aile birliğinin işlerine bakmaya devam ediyorum. Günler akıp gidiyor su gibi…O gün gelse de size hasretle kucaklayabilsem!
* Kerem ile deniz müzesindeydik:)

2 Mart 2012 Cuma

Nilay Tezsay - Bizi Mi Yoksaydın?



Sokaktaki canlarımız için Nilay Tezsay'ın oyunuza ihtiyacı var.
Nilay Tezsay; çok değerli vokal, veteriner hekim ve de yaban hayatın kurtarıcı meleği. Ntv'nin düzenlediği yarışmada sokaktaki, barınaktaki canlarımıza dikkat çekmeye çalışıyor. Bir oyda siz vererek destek olur musunuz?

http://www.ntvmsnbc.com/id/25326332/

Dilek Yollarda!










Bundan 3 sene önce sabahları benim arabamla işe gelirdik, açardık son ses şebnem ferah, basardık gaza, hata yaptıkça, kıkır kıkır güler, bunu da yaz deftere derdik... (Bakınız: 7 Şubat 2008 http://marjinalclub.blogspot.com/2008/02/fr-nebahat-abla.html )


Sonra benim arabam (Lily) öldü :( vee yine yayan kaldık...


Birkaç ay önce Dilek "araba alacağım " diyince açıkcası bu kadar kısa sürede karar vereceğine inanmamıştım. Afferin şimdi çok cesaretli tek başına yola çıkıyor... Daha yiyecek çok şeridimiz var :) ama olsun yavaş yavaş oluyor bu işler...


Bugün tam 8.40'da Harbiye'de olduğumuz için de ayrıca kendimizi tebrik ettik:)


Dilek tatlım sana bulduğum birkaç şoför sözleri...


"Şoförüm Suçum Seni Sevmek... "
"Sevip Aşk Acısı Çekeceğine Şoför Ol Yol Acısı Çek... "
"Ben de seni sollardım da çocuklarım var.. " (Bu benim olsun)

"Yolların hakimiyim Senin tek rakibinim... "
"Yollar kadar sevgim de uzun ama sevgim kadar yollar uzun
değil Sevdiğim... "



CoPilot

1 Mart 2012 Perşembe

Kürk Mont

Hayvan Dostu Şirket Olmak…

Dünyanın sahibi üzerinde yaşayan tüm canlılar. Varlıklarını milyonlarca yıldır birbirlerine bağlı olarak sürdürmüşler. Her canlı ihtiyacı olanı almış, ihtiyacı kadar tüketmiş doğanın zenginliklerinden. Sonra insan alet kullanmayı becermiş ve doğanın sahibi ilan etmiş kendisini. Zaman geçtikçe bu yalana öyle bir inandırmış ki kendini tüm doğanın kendine hizmet için var olduğunu bile iddia ederek her şeyin merkezine kendini koymuş. Doğanın gücünü küçümsemiş, ben istersem her şeyi yapabilirim demiş. Ama işin aslının böyle olmadığını artık biliyoruz. Dünya üzerinde her canlının yaşam hakkı var ve üzerinde yaşadığımız sokaklar, caddeler, bahçeler, taş, toprak, hava, su yalnızca bize değil, bizimle birlikte bu dünyada yaşayan her canlıya ait. Dünya tüm canlı türlerinin ortak kullanım alanı.

İşte bu nedenle her canlının diğer canlılara karşı saygı duyması gerektiğine inanıyoruz. İnsan tek başına dünyanın sahibi değildir, dünya ortak yaşamımızı sürdürdüğümüz bir alandır ve kendine aittir.

Düşünce ve duyguların sadece insana değil tüm canlılara ait bir özellik, bir yetenek olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden hayvanlar düşünmez, anlamaz, bizim gibi acı çekmez gibi duyarsız bakış açısını reddediyoruz. Hayvanlar düşünür, öğrenir, üzülür, sevinir, sever. Bunu biliyoruz çünkü şirketimizde evcil hayvanlarımızla birlikte yaşıyoruz. Onlarla birlikte yaşamak bize iç huzuru veriyor, insanlara has bencilliğimizden uzaklaştığımızı hissediyoruz. Bizim dışımızdaki canlıların da yaşam hakkına saygı duyuyor, onlara eziyet edenlere bir tepki olarak logomuzu şirketimize asıyoruz.

Tüm hayvanların sıcak birer yuvaya kavuşma hakkı olduğuna, üzerinde bencilce yayıldığımız dünyada ihtiyaçları olan yiyeceğe ve içeceğe ulaşma hakkını onlara tanımamız gerektiğine inanıyoruz. Bu hepimizin çabalarıyla kazanabilecekleri bir hak ve bunlar karşılığında size nasıl mutluluk verdiklerinin canlı örneğine Marjinal Porter Novelli ofisinde tanık olabilirsiniz. Tüm dostlarımızı, müşterilerimizi, iş ortaklarımızı, bizimle çalışan herkesi, dilediğiniz zaman bizi ve ofisimizde birlikte yaşadığımız dostlarımızı ziyarete gelip onların çalışma ortamımıza kattığı havayı teneffüs etmeye davet ediyoruz.

Siz de hayvansever bir birey ya da şirketseniz, hayvan dostları için tasarladığımız logomuzu indirerek kurumsal-bireysel sayfalarınızda, e-postalarınızda ve dilediğiniz her yerde kullanabilirsiniz. Biz onlarla birlikte yaşamaktan çok mutluyuz!