16 Temmuz 2015 Perşembe

Olmak Zorunda Olmadığın Kendin olduğun Yer


Küçüklüğümden beri bir gün gerçekten sadece iyi insanların olduğu yerde bulunur muyum? Diye düşünüp dururdum. Ana okulunda okuduğum yıllar bölük pörçük resim kareleri gibi gözümün önüne gelir bazen. O zaman bile ne zaman sokakta bir hayvan görsem ağlamaklı olur sadece onu düşünürdüm. Ben zaten kişilik olarak çocukluğumdan beri hassas bir insandım. Zaman ve yaş ilerledikçe insan hayata ayak uydurmak için kendini negatif hissettirecek duygularla mecburen savaşmayı öğreniyor. İstanbul’da yaşayan insanlar olarak her dakika stres ve gergin olma potansiyelimiz çok daha yüksek. Bir de bu kargaşa yetmezmiş gibi hayvan dostlarımızı beslerken bizlere fırsat vermeyen, onlara kötü sıfatlar takan onların yaşamasına bile tahammülü olmayan insanlarla uğraşıyoruz. Hemen hepimiz çevremizde böyle olaylara tanıklık ediyoruz.  Çalıştığım iş yerlerinde de mahallemde de böyle durumlarla mücadele etmek zorunda kaldım. Fakat, sonunda ne istersen hayat bir şekilde seni hakettiğin yere götürüyor. Yaklaşık 2 ay önce başladığım yeni iş yerim yıllardır hayalini kurduğum bir yer. Herhalde kendime  bir iş kursam kurmak istediğim yer aynen burası gibi olurdu. Marjinal Porter Novelli 1993 yılından bu yana Pr ve Reklam alanında hizmet veren bir ajans. Şirket sahipleri Asuman Hanım ve Apo Bey için hayvanların yaşam hakkı ve rahat etmeleri çok önemli. Bu nedenle ajansın 12 kedisi ve 2 köpeği var. Apo Bey’le sohbet etmeye fırsat bulduğum sırada bu geniş aileye nasıl sahip olduklarını sordum. Apo Bey’de kısaca onların hikayesini anlattı. “Hayvanları seversiniz ya da sevmezsiniz bu kişisel tercihiniz fakat onların yaşam hakkına saygının esas olduğunu onlara esaret altında tutma gücünü elde etmemizin onlara zulmetme hakkını doğurmadığını. Şirketin evcil hayvan sayısının biraz fazla olmasının bu bakış açısı doğrultusunda geliştiğini söylüyor”. Ajans köpeklerinden Gaspar dışında tüm hayvanlar sokaktan alınmış. Ve hepsinin başından geçen bir hikayesi var. Apo Bey ajansa gelen her yeni arkadaştan sonra bu son dediklerini fakat, sokakta soğuktan donmuş bir kedi yavrusu gördüğünde bunun pekte mümkün olmadığını söylüyor. Apo Bey ve Asuman Hanım için bütün hayvanları çok özel. Fakat, Gaspar ilk olduğu için onun sayesinde hayvanların birer birey olduğunu farkına vardığını söylüyor. Bunun içinde onlardan gelen karşılıksız sevgiyi onlara elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışarak değerlendiriyor. Bu ofiste kedi ve köpek sevmeme gibi bir şansınız yok .  Zaten sevmeyen insanlarda bir süre sonra alışması an meselesi çünkü onların size verdiği karşılıksız sevgiyi isteseniz de istemeseniz de dahil oluyorsunuz. Her sabah sabah geldiğimde beni karşılayan bir ekip hazır mesela Nuri,Mickey ve Tırmık beni sabahları hiç yalnız bırakmıyorlar. Kimi klavye üstünde kimi telefonumun yanında. Örneğin Tırmık sokaktan gelmesine rağmen sokağı yine çok merak edenlerden. Dışarıya çıkıp gezmek ve kızları tavlamak istiyor. Uysal tombiş Mickey ise sabah getirdiğim poğaçaların ya da simitlerin peşinde. Kendisi süt ve ayran’a bayılıyor. Nuri ise tam bir kucak delisi kucağa oturduğu anda size masaj yapmaya başlıyor. Kim böyle bir kedisi olsun istemez ki Uzakdoğulu kızlar Nuri’nin patilerinin yanında halt etmiş. Ekibe yeni katılan küçük prenses gri tekir kızımızın ismi ise Duman .Sürekli konuşup bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Duman sahiplendirildiği yerden alerji bahanesiyle geri getirilmiş. Ajans olarak sokakta kalmaması  için onu biz evlat edindik. Şu an burada hem bizimle hem arkadaşlarıyla çok mutluJ Ajansta bulunan herkesin yeni gözdesi Duman. Ajansın utangaç kızı ise Zekiye. Herkes onu çok sempatik buluyor. Hepsinin karakteri bir hikayesi ve huyu suyu farklı. Aynı insanlar gibi onlarında bir karakteri var. Çoğu iş yerinin burayı örnek alıp onlarında bizler gibi gibi bizimle yaşamaya hakkı olduğunu anlamalı. Marjinal’i marjinal kılan burada bulunan herkesin her canlıya adil davranması. Burası pazartesi gününe pazartesi sendromu yaşayarak  Cuma günü ise gülerek oynarak çıkacağınız iş yeri tanımından oldukça uzak. Çünkü burada bulunan herkes olmak zorunda gibi değil kendi olmak istediği gibi davranıyor. Sanırım yazının başında da söylediğim gibi hayat beni bir şekilde ait olmak istediğim yerle buluşturdu. Şimdi bunun keyfini sürme vakti.

Hiç yorum yok: