9 Kasım 2015 Pazartesi

Profesyonel Yaşam ve 14 Kedi




Bir işyerinin size yaşamın anlamını hatırlatması mümkün mü? Başarı, liderlik, etkili yöneticilik, vizyonerlik, organizasyon becerisi, müşteri memnuniyeti vb  ile değil, kedilerle. Çok mu tuhaf, hata bazılarınıza göre itici mi?

Tipik bir iş günü. Evden çıktınız, trafik, kalabalık, keşmekeş derken muhteşem işlemelerle dolu yüksek tavanlı tarihi bir binanın ağır demir kapısını omuzlayarak girdiniz. Yıllar önce yaşayan bir ustanın çaktığı Ascenseur – STIGLER- B.S.G.D.G. yazılı tabelasıyla, art nouveau tarzı ahşap iç kapılı, kendisi de ahşap, artık alışık olduğunuz hafif bir gıcırtıyla katları tırmanan asansöre bindiniz. Jet hızıyla değil, makaraların dönüşünü, metal halatların inip çıkışını dinleyip hissederek  en üst kata çıktınız. Çift kanatlı kocaman beyaz kapılı katta indiniz. Günaydın. Günaydın. Günaydın Gaspar! Odanıza girdiniz:

Doğal olarak masanızı dün akşam bıraktığınız gibi bulmayı beklersiniz. Dizüstü bilgisayarınız bıraktığınız yerde, masanın orta kısmında, sağında fare. Solunda sevdiğiniz birinin fotoğrafı belki. Hemen yanı başında arkadaşlarınızın size hediye ettiği bir kalemlik. Bugün bitirilmesi gereken işleri listelediğiniz defter veya belgeler. Koltuğunuz, sırt minderiniz belki. Bunu bir fotoğraf gibi saklarsınız zihninizde. Otomatiktir bu hareket. Sabah döndüğünüzde de değişmeyecek bir fotoğraf.

14 kedinin size gerçek yaşamı hatırlattığı tipik bir Marjinal sabahı ise şöyle olabilir: Ofise geldiniz, masanıza yaklaştınız. Dizüstü bilgisayarınız ile kalemliğin yeri değişmiş. Kalemlik nerede diye bakarsınız ama yok... Tükenmezler yerde. 2 kurşun kalem kemirilmiş. Kapı önünde yerde dün gece birilerini çok eğlendirdiği anlaşılan bir silgi ve dağılmış post-itler yatıyor. Üzerinde diş işleri. Kağıtların yeri de sırası da değişmiş. Koltuğunuzda tüm serinkanlılığıyla oturan bir tekir. Dün sadece siyahken bugün siyah tekir kılıyla kaplı sırt minderiniz yürüyüp odadan  çıkmak üzere kapı önünde. iPhone şarj kablosu dişlenmiş.

Bu fotoğraf dün akşamkine hiç benzemiyor. Peki bu sizi deli mi ederdi? Beni etmiyor. Etmiyor, düşündürüyor. Marjinal’de sabah geldiğinde koltuğunda oturur bulduğu kedinin kalkmasını sabırla bekleyen, oyalanırken kitaplığını düzelten, kahvaltı için mutfağa giden biri olabilirsiniz. Ya da odada kalıp pencereden dışarı bakıp ufukta yağmur mu güneş mi var, puslu bir İstanbul sabahı mı diye düşünür bulursunuz kendinizi.  Kedi hala koltuktadır, şöyle bir gerinir ve neden geldiniz diye hafiften rahatsız bir bakış atabilir size. Soruyu es geçer, gülümseyip pencereye dönersiniz. Gri bir kent fonuna artık kaloriferler yanıyor mu, bina bacalarından dumanlar çıkıyor mu bakar ve bir anda küçük resimden çıkıp büyük resme dalarsınız. Belki çarpık kentleşmedir o anda sizi çarpan. Belki de saklandığı bulutun arkasından çıkmaya çalışan güneş. Bir noktada mutlaka bir durup önünüzde uzanan günü düşünür, hızlı bir plan yapar, masaya dönersiniz. Tekir şimdi koltukta sırt üstü yatıp göbeğini açmış, okşamanızı bekler. Size alabildiğine güvenen bir canlı... o yumuşak karnının çekiciliği.. elleriniz ipek tüylerin üzerinde gezer. Gülümsemeniz, tek başınıza odada yüksek sesle ağzınızdan çıkan sevgi sözcükleriyle harmanlanır. Doğal, samimi sesler. Kerata seni.. küçük sıpa... yerimm...

İşte şimdi hazırsınızdır. Hemen masaya oturup ekranı açmadınız. Doğanın, güvenin, sevginin, yaşamın içinden geçip iş gününe başladınız. Önce zihninizde hazırlandınız.

Gün içinde... Basın bülteni yazılıyor, kontrol ediliyor, briefler inceleniyor, mailler okunuyor, ürün tanımları, web siteleri, sunumlar, acil işler, toplantı takvimleri.... derken gözünüz karşınızdaki kanepede birbirini yalayarak oynaşan Tırmık’la Nuri’ye takılıyor. Siz onlara bakarken onlar da size çeviriyor gözlerini bir an. Tırmık sanki biraz acırcasına bakıyor size. Sonra aman bana ne diyerek dönüyor Nuri’nin kulaklarını yalamaya. Sonra uyuyakalıyorlar.

Bu sizi bir an olsun düşündürüyor. İnsan eliyle şekillenmiş dünyalardan çıkıp doğal, yapmacıksız, temel ihtiyaçların ön planda olduğu, sevgiyle yoğrulmuş ilişkileri hatırlıyorsunuz. Sizin de bunun bir parçası olduğunuzu. Ve iyi ki olduğunuzu... yazdıklarınıza, düşündüklerinize işliyor bu sıcaklık.

Kılıyla, tüyüyle, o küçük dünyamızın vazgeçilmez olduğuna inandığımız araçlarını hiç umursamadan dağıtan kayıtsızlığıyla, hiç beklemediğiniz bir anda klavyenizin üzerine olanca aldırışsızlığıyla oturuveren Mayki’siyle size sürekli yaşamı, doğayı, doğalı, sevgiyi ve gerçekliği ta temelinden hatırlatan bir yerdesiniz.

Dling! Burada her sabah bir mail düşer beyninizin içindeki kıvrımlarda saklanan  organik bilgisayara. Konu kutucuğunda şöyle yazar: Reminder.

Gerisi size kalmış.

18 Eylül 2015 Cuma

LOUİS WAİN-MUTLU ETMEK İÇİN KEDİLERİ RESMETMEK


Yaşadığımız bu zamanların zor olduğunu kimse inkar edemez. 21.yyda yaşamamıza ve her şeye daha kolay ulaşmamıza rağmen belki de bizim için gerçekten değerli olan her şeyi farkında olmadan yaşıyoruz. Hemen herkesin şehir hayatının yoğunluğu içerisinde kaçmak kurtulmak istediği bir hayat var. Kiminle konuşssanız nereye gitseniz hep bir memnuniyetsizlik hakim bu zamanda. 2000 ‘li yıllar hayatımızdan çok şey götürürken çok kolaylıkları da beraberinde getirdi kuşkusuz. Oysa ki 1.Dünya şavasının patlak verdiği zamanlarda bir çok insan için hayat sadece hayatta kalma mücadelesiydi. Yoksuluk şavaşmaktan yorulan insanların yaşadığı mutsuzluk insanların birbirlerine daha sıkı sarılmalarına ve  sanata yönelmelerine neden olmuştur. Bu dönemde belki de kendine has eserler veren tek kişiydi Louis Wain .Louis wain 1860-1939 yılları arasında yaşamıştır. Aslen İngiliz olan Ressam yaptığı kedi resimleriyle fark yaratmıştır.

Louis Wain çok sevdiği eşinin kansere yakalanmasıyla  eşini eğlendirmek için kendi kedilerini resmetmeye başlamıştır. Evde yaşayan kedilerin birbirinden ilginç hallerini resmeden ressam için eşinin hayatındaki önemi çok büyüktür. Kedilerin birbirinden ilginç hallerini resmetmesi Wain eşinin son zamanlarında onun için büyük bir moral kaynağı olmuştur. Wain’nın tüm çabalarına rağmen eşi kısa süre sonra vefat etmiştir. Eşinin vefatından sonra tüm hayat enerjisini kaybeden Wain için sıkıntılı günler başlamıştır. 1914’te 1.Dünya savaşınında patlak vermesiyle. Psikoloji alt üst olan Wain’a 57 yaşında şizofreni  teşhisi koyulmuştur. 57 yaşından sonra gelen bu hastalıkla Wain  biribirinden güzel eserler resmetmeye başlar. Victoria dönemi İngiltere’sinde Wain çizimlerine olan ilgide  popüler bir artış olur. Çizmiş olduğu muhteşem kartpostallar  insanların çok ilgisini çeker.

 Tuhaf davranışlarından dolayı yoksulların barındırıldığı bir akıl hastanesine yatırılır Wain. Başbakan Ramsey MacDonald Wain’in şartlarını daha da güzelleştirecek bir fon açarak ona sanat hayatı ve geçimi için destek olur. Ve çalışmalarının mükemme lçizgileri bundan sonra başlar. Onun desteği sayesinde resimlerini ve adını daha çok duyuran Wain bu dönemin en önemli ressamlarından biri haline gelir.  Hatalığı öncesi eserlerinde insanlardan esinlenen neşeli, eğlenceli kediler yapan Wain rahatsızlığından sonra kendi iç dünyasını anlatan renkli ,hayal alemi yansıtan kediler çizmeye başlamıştır.İl dönem yaptığı kedilere kıyasla son zamanlarında çalıştığı kedilerin yüzlerinde daha asi ve korkulu tavırlara rastlanır.

Herbert George Wells kendisini şöyle yorumlamıştır; “O, kedileri kendisinin kılmış. Bir kedi tarzı, kedilerden oluşan bir toplum, bir dünya yaratmış. O kadar ki, Louis Wain’in kedilerine benzemeyen ve onlar gibi yaşamayan İngiliz kedileri kendilerinden utanır olmuşlar. Ressamın sadece kediler üzerine çalışması esine olan özlemini ve iç dünyasını kediler üzerinden anlatmasıdır. Lois Wain resimlerini inceleyen herkes kedilerin yüzlerindeki tedirginliği korkuyu ve hayatta karşı olan alaycı tavrını net olarak hissedebilir. 60ların sonunda Wain tarafından başlatılan bu akım İngiltere ve Avrupa dışına çıkarak. Dünyanın öbür ucu olan Avusturalya’da sergilenmiştir.

Bir sevgi düşünün ki hayat sadece onun sevdiklerinden ibaret. Zoraki şartlar nedeniyle heba olmuş bir hayat ,yoksulluk  şavaş  kayıplar ve kötü koşullar .İnsanın içinde bulunduğu depresif halden çıkmak için sanatın ve edebiyatın bir alanına yönelmeye mecbur bırakıyor. Bu aslında içten gelen bir istek . Çünkü sanat insanın içindekini dışarı çıkarmasına yardımcı oluyor. Sayesinde ortaya çıkan bu muhteşem aynı zamanda insanı hüzünlendiren bu   eserler Louis Wain  için ne  kadar gerçekse bizim için o kadar hayal.




4 Eylül 2015 Cuma

Sürprizlerle dolu bir dost: Dali Events

Övünmek gibi olmasın, bize çok çiçek gelir.
İrili ufaklı, mis kokulu, rengarenk, teşekkür dolu, özlem dolu, tebrik dolu...
Yalnız bu seferki biraz çıtayı yükseltti. 

Sadece bir çiçek değil, saksı içinde bir Marjinal hikayesi yazan Dali Events'e kucak dolusu sevgilerimiz ve bu muhteşem sürprizleri için teşekkürlerimizle...

Ve karşınızda, Gasparı, kedisi, bilgisayarı, hamağı ile... bir saksı Marjinal!  


2 Eylül 2015 Çarşamba

Benim Gözümle Marjinal Porter Novelli






        Marjinal, 22 yıldır aktif olan bir iletişim ajansı. Ben de ODTÜ İktisat’ta 3. yılını geçirecek bir öğrenciyim. Peki bir ajansla bir yarım iktisatçının yolları nasıl kesişti dersiniz? Aslına bakarsanız, çocukluğumda reklamları hep dikkatle izleyip kendimce hangi reklamı en çok beğendiğime karar verirdim. Bu konunun üzerine düşündükçe meydya dünyasının farklılığına inanmaya başlamıştım. Hayatımda hiçbir ajansın önünden de geçmemiştim ve bir ajansta çalışan tanıdığım da yoktu. Bu süreç kafamın bir köşesinde merak ettiklerimle beraber durmaya devam etti...

       Bir gün Marjinal PN ajansının başkanı Asuman Bayrak’la tanıştım. Kendisini çok sevmemin yanı sıra, sohbet ettikçe aramızdaki bir benzerlik ortaya çıkmıştı. O da yıllarca finans sektöründe çalışıp daha sonra kendi ajansını kurmuştu. Benim için zihnimde ampulün yandığı an bu benzerliği anladığım andı! Aynı yaz iki staj yapmaya karar vermiştim; biri finansal danışmanlık firması ve diğeri de bir iletişim ajansıydı! Asuman Hanım’a da bu konuyu açınca kendimi Marjinal’de buldum J Benim gibi kedi ve köpekle bu kadar yakın iletişim kurma imkanı olmamış ve hafif de ürkek diyebileceğiniz biri için buradaki atmosfer bambaşkaydı; burası Hayvan Dostu Şirketti! 2 köpek ve sayabildiğim kadarıyla 10 civarı kediyle uzun zamandır merak ettiğin ajans dünyasına hoşgeldin Özge!

      Birçok bölüm arkadaşım ekonomiyle ajansı zihinlerinde yan yana getirmekte zorlandı ve bana “neden?” diye sordular. Aslında burada olma amacım küçüklük meraklarımı gidermek ve farklı bir tecrübe edinmekti. Sıradan bir ajans olmadığını Asuman Hanım’ı tanıdığım kadarıyla tahmin ediyordum ama içindeki insanlar sıcaklığı, kedilerin hareketliliği ve köpeklerin dostluğu bana çok keyifli bir tecrübe sunmuştu. Gerek medya gerek müşteri olsun çok farklı konularda çalışma fırsatı buldum. Buraya gelen her stajyere ilgi alanı doğrultusunda sunum yaptırılması fikrine da hayran olduğumu eklemeliyim.

      Burada şirket ruhu var diyebilirim, anca beraber kanca beraber! Her öğle yemeğimizi hep beraber yedik. Doğum günü kutlamak için biraraya da geldik, arkadaşlarımızın ofiste yaptıkları müziği dinlemeye de. Ve kesinlikle size ofiste mola verdiğinizde yavru bir kediyi sevebilmenin mutluluğunu da tatmanızı tavsiye ederim! Tek söyleyebileceğim, insana bu kadar saygı duyan özgür bir şirketin kolay bulunmadığıdır. Ben burada kendime farklı dünyalar açtığımı düşünüyorum. Yeni insanlar tanımak, samimiyetle çalışmak ve özellikle benim için hayvanlarla bu kadar içli dışlı olabilmek son derece keyifliydi!

      Beni aranıza aldığınız ve bu güzel tecrübeleri edinmemi sağladığınız için başta bana bu fırsatı veren sevgili Asuman Hanım ve benimle yakından ilgilinen sevgili Serpil Hanım olmak üzere tüm MPN ailesine çok teşekkür ederim J  Tekrar görüşeceğimize yürekten inanıyorum, hepiniz tek tek iyi ki varsınız!

                                                               Özge ÖNCEL

28 Ağustos 2015 Cuma

Galatasaray TV'de Galatasaray Derginin ilk sayısı Yayın Kurulu Marjinalliler'den geldi

Galatasaray Dergisi ile ilgili olarak Selin ve Avi bugün saat 14.00’da Galatasaray TV  “Gün Ortası Programı”na canlı yayına katılıdı. :)



 




17 Ağustos 2015 Pazartesi

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Teşekkürler ÜNLÜ & Co


Bir zarif çiçek de ÜNLÜ & Co'dan geliyor ve "keşke her gün doğum günümüz olsa" dedirtiyor. 
Kucak dolusu teşekkürler!

Yine mi güzeliz, yine mi çiçek!


Ve günün çiçeği #Homend Ailesi'nden geliyor.
Doğuşundan bu yana aşk yaşadığımız güzel markanın güzel insanları tabii ki doğum günümüzü kutluyor...
Kucak dolusu teşekkür ve öpücük!

11 Ağustos 2015 Salı

#iyikidoğdunMPN




İyi ki doğdun MPN, 
İyi ki varsın.
İyi ki bugünlere geldin.
İyi ki #penguen ekibi gibi insanlarla yolumuz kesişti, sayende...
İyi ki "iyi ki"lerin sonu gelmiyor. 

"We all are mad here." Çiçek kokularından herhalde...