25 Mayıs 2011 Çarşamba

Ofiste Bir Cisim Bulundu



Marjinal Porter Novelli Harbiye ofisinde tanımlanamayan bir cisim bulundu.
Objektifimize fütursuzca sırıtan cisim açıklama yapmaktan da kaçınmadı:
"14'ümde evlendim, 15'imde kız çocuğum oldu, 18'imde ikiz erkek doğurdum, beyimden emekliliğimi istedim, 30'a merdiven dayadım, ilk kızımı bu yaz evlendiriyorum, hepinizi beklerim."

Pamuk Şekeri

20 Mayıs 2011 Cuma

Gülşen'den N8 ile Çekilmiş Fotolar:)

Umut, yine bir sunumda:)


Türk Eğitim Derneği gecesi






Gülşen için Radikalcilerden büyük! doğum günü sürprizi


Ve Nazlı party'den Taylan için erken döner...




Emre ile gece mesaisi



Eda'ya veda

19 Mayıs 2011 Perşembe

"Bu da Bizim 68'imiz"

Kaybedenler Kulübü'nü seyrettiniz mi? Seyretmenizi öneririm. Filmi seyrettikten sonra içine kapıldığım durumu yazmak istedim size...

1990'lı yıllarda, radyoda filmdeki gibi bir program yapılabiliyormuş, bir de şimdi içinde olduğumuz durumu düşününce içim çok acıdı. Herşeyin yasaklandığı bir döneme giriyoruz, oysa ne güzelmiş 90'lar, ta ki 2002 sonuna kadar... Şu anda böyle bir radyo programı yapmaya kimsenin cesareti olmaz, yapılsa bile anında sona erdirilir.

Filmde de buna değiniliyor, çocuk diyor ki, "bugünler de bitecek, bu da bizim 68'imiz..." Gerçekten de 90'lar bir nevi bizim 68'imizmiş. Çocuklarımızın özgürlükçü günler yaşayamayacağını aklımdan geçirmenin düşüncesi bile çok kötü, çok...

25 Nisan 2011 Pazartesi

Bu da Benim Nişanımdan...

Sonunda biz de nişanlandık! 11 yıldan sonra. Ofiste bilenler bilir, lise ikide sıra arkadaşlığından başlayıp bugünlere uzanan bir hikaye bizimkisi. Keşke o günlerde hep 17 yaşında kalacakmışız gibi düşünmeyip beraber bir fotoğraf çektirseymişiz. Bunun yanına koyardık, güzel olurdu.

22 Nisan 2011 Cuma

Ofisimizden Bir Bücürük Geçti ;p

Bugün Emre ile tanıştık. Çok tatlı, çok şeker, bal bal... Hep gelsin Gülşen!

21 Nisan 2011 Perşembe

60 meşale daha...

Dün akşam MPN ofisinin büyük bir çoğunluğu Lütfü Kırdar'daydı. Neden mi? Ulvi bir amaç için... Behzat Gerçeker ve Enbe Orkestrası, Kalbim albümü için 2011 yılının ilk konserini Ajda Pekkan, Ziynet Sali, Mustafa Ceceli, Elvan Günaydın, Eren Sandal, Ali Erenus, Ayşen ve Aytekin Kurt’un da katıldığı bir konser verdi. Konserin tüm geliri de Türk Eğitim Derneği'ne bağışlandı. Aslında Müslüm Gürses de katılacaktı konsere ama son anda hastalandığı için katılamayacağı bilgisini verdiler. Üzüldük tabi...


Bilmeyenler için; Türk Eğitim Derneği’nin amacı iyi eğitim görmüş nesiller yetiştirme hedefini sürdürmek ve başarılı ama maddi imkânları yetersiz öğrencilere üniversite eğitimlerinin sonuna kadar burs sağlamak. Bunun için ‘10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye’ adlı bir kampanyası var. Konser sonunda bir yıllık masrafı 13.500 TL olan Tam Eğitim Bursu ile yanan 60 Meşale ile derneğin Tam Eğitim Bursu verdiği öğrencilerin sayısı toplamda 750’ye yükselmiş oldu.



Konserde sunuculuğu Hande Subaşı yaptı.

Benim için ise dün akşamın ayrı bir önemi ve bir o kadar da stres ve heyecanı vardı çünkü görevim etkinlikte fotoğraf çekmekti. Bu fotoğraflar hem basına iletileceği hem de dernek tarafından arşivleneceği için önemliydi.




Nilüfer ve Hülya Avşar da röportaj için basın tarafından rağbet görenlerdendi.



O gece Ziynet Sali'yi de ilk defa dinleyeceğim diyordum ama aslında daha önce dinlemişim sanırım ama farkında değilmişim... Sesini duyunca anladım...



Mustafa Ceceli de konserde şarkısına eşlik edenlere bakılırsa bayağı bir sevene sahipmiş.



Konserin divası ise Ajda Pekkan idi. Kırmızı kıyafeti ile çok çarpıcıydı. Ve yıllara rağmen sesini kaybetmemiş olması çok hoş bence...




Konser sonunda tüm sanatçılar ve dernek ileri gelenleri sahnede yer aldı ve hep beraber geceyi sonlandırdılar...



Daha çok meşale için siz de birşeyler yapabilirsiniz; bunun için 5833 numarasına SMS atabilirsiniz, hem de tüm operatörlerden sadece 5 TL. Ya da http://www.turkegitimdernegi.org.tr/ adresinden bağış yapabilirsiniz.

Bir meşale yakın ya da en azından sizin de bir meşalede katkınız olsun...

15 Nisan 2011 Cuma

Paylaşmak İstedim...

Anladım ki susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi. Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli... Mevlana'dan..

13 Nisan 2011 Çarşamba

Gönüllerin Haramisi: Feyza


Dün akşam, yani 40 Renk Fotoğraf Projesi’nin üçüncü rengi “Vietnam-Kamboçya” Fotoğraf Sergisi'nin son gününde, kendi çapımızda bir "kapanış" yapmak üzere, Metrocity AVM'ye gittik. Fotoğrafçı Muammer Yanmaz’ın kurduğu 40 Haramiler Grubu'nun renkli fotoğraflarına bakarken, karşıki dağları (yani vitrinleri) yıkacak "of"lar çektik...


5-16 Ocak tarihlerinde yapılan Vietnam-Kamboçya gezisinde çektiği fotoğrafla sergiye dahil olan gönüllerimizin haramisi Feyza Elvanoğlu'nu, eseriyle beraber görüntüledik.


Eseriyle bölge gençliğinin halini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren Feyzoş'un eylemlerinin devamını diliyor, "objektifine sağlık" diyoruz!